 |
7 Numara Forum (Yedinumara.net) 7 Numara Hayranları Forumu
|
| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
atom Üye

Kayıt: 07 Ağu 2007 Mesajlar: 900 Şehir: istanbul
|
Tarih: Pzr Ksm 02, 2008 9:50 pm Mesaj konusu: |
|
|
tanju çok güzel bir şiirmiş.. _________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
ysmo Üye

Kayıt: 06 Nis 2007 Mesajlar: 1144 Şehir: Gaziantep
|
Tarih: Pzr Ksm 02, 2008 10:12 pm Mesaj konusu: |
|
|
cok hoş tanjucum emeğine sağlık..  _________________ Güzel anılar güzel filmlere benzerler,konularını unutsanızda başrolü oynayanları unutamazsınız... |
|
| Başa dön |
|
 |
Onur Forum Başkanı

Kayıt: 11 Ekm 2004 Mesajlar: 3307 Şehir: Balıkesir
|
Tarih: Pts Ksm 03, 2008 1:53 am Mesaj konusu: |
|
|
| ysmo demiş ki: | cok hoş tanju  | +1 _________________ Birkez kazandık,birkez daha kazanabiliriz.
Mustafa Kemal ATATÜRK: Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır. |
|
| Başa dön |
|
 |
ysmo Üye

Kayıt: 06 Nis 2007 Mesajlar: 1144 Şehir: Gaziantep
|
Tarih: Pts Oca 05, 2009 12:14 pm Mesaj konusu: |
|
|
bu başlığa uzun zamandır uğramıyordum.bugunbirden esti giriverdim.iykide girmişm üzerinden gecen 1 küsür senden sonra payşımlarımızı okumak iyi geldi...hatırlarmısın tanju o günleri sabahı ederdik konusa konusa şimdi bunları sadece birer anı olarak hatırlamak ne güzelmiş.. _________________ Güzel anılar güzel filmlere benzerler,konularını unutsanızda başrolü oynayanları unutamazsınız... |
|
| Başa dön |
|
 |
atom Üye

Kayıt: 07 Ağu 2007 Mesajlar: 900 Şehir: istanbul
|
Tarih: Prş Mar 19, 2009 2:34 am Mesaj konusu: |
|
|
BU KADAR SEVE BİLİRMİSİNİZ..
>Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta
>okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir
>kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı
>duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç...
>Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama
>sonunda başrdılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte
>oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o
>duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf birbirilerini
>görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür
>ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf
>ettiler bir süre sonra...
>
>Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok
>mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı
>kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın
>sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir
>mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan,
>alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya
>da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna
>bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri,
>yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek
>eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağman
>çocuk sahibi olmayınca, "bütün mutlulukların bizim olmasını
>beklemek, bencillik olur" diyerek devam ettiler
hayatlarına. Çocuk
>yerine, sevgilerini büyüttüler... "Senin için ölürüm" derdi kadın,
>sımsıkı sarılıp adama ve adma "Hayır, ben senin için ölürüm" diye
>yanıt verirdi hep...
>
>Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, "Bir
>tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak...." Kütüphanenin ikinci
>rafında başka bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve
>seni çok sevdiğimi sakın unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki
>dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi
>zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman
>da pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu
>önemli değildi zaten....
>
>Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa
>olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına
ama
>kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar
>verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul
>etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel
>projelerde görev aldı.
>
>Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde
>dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde "satılık"
>levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım mı?" dedi adama. "Bu
>viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim
>bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir
>deniz evi yapalım burayı..." "Sen istersin de ben hiç hayır
>diyebilirmiyim?" diye yanıt verdi adam. "Amerika'daki tıp
>kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun,
>burası bizimdir
artık...."
>
>
>Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları
>zor oldu adam Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular
>telefonla.
>Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün
>sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar
>mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için,
>sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç
>beklemediği bir cevap aldı: "Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen
>en iyisi o evi unut..."
>
>Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da
>çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini
>söylemesi için yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne
>olur anlat" diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam,
>duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya
>çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha
>fazla kanıyordu yüreği...
>
>Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte
>geçtiği arkadaşına dert yanarken, "Artık dayanamıyorum, sana
>söylemek zorundayım" diye sözünü kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor.
>İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek
>yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...." "Sus,
>sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı kadın. Onca
>yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün,
>öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce
>ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının
>eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk
doktorunu tanıdı hemen.
>Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü
>adamın...
>
>Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen
>ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her
>şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği,
>insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler
>geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken,
>"son bir kez kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama kadın,
>"defol" dedi nefretle...
>
>İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son
>bulmasına
>kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı
>kadın.
>Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerleştiğini öğrendi. Bazen
>yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini
hissedince, ağlama nöbetleri
>geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan
>nefretin kalması için dua ediyordu.
>
>
>Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile,
>kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin
>sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen,
>buraya ne yüzle geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı.
>"Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor." dedi
>genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya
>başladı: "Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o
>bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika'daki kongre sırasında öğrendi
>hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna
>dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek
>isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden
>sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi.
>Birlikte Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk
>karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi
>görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış,
>bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi
>istedi..." Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu
>kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu
>açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt
>duruyordu kutuda. İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir
>tanem" diyordu... Sırayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni sevmekten
>hiç vazgeçmedim", "Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini
>bilirdim."
"Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz
>vermeni istiyorum." "Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son
>kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve
>son kağıtta şunlar yazılıydı:
>
>"Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman
>terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor
>olacağım...."
böylee aşklar kaldımı? .... _________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
TANJUACI Üye

Kayıt: 19 Şub 2006 Mesajlar: 2466 Şehir: MUSTAFAKEMALPAŞA
|
Tarih: Pts Mar 23, 2009 12:14 am Mesaj konusu: |
|
|
Bilmediğimiz biyerlerde mutlaka var... _________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
atom Üye

Kayıt: 07 Ağu 2007 Mesajlar: 900 Şehir: istanbul
|
Tarih: Cmt Mar 28, 2009 1:00 am Mesaj konusu: |
|
|
bizde ancak böylee aşkların arkasından bakar dururuz ... _________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
TANJUACI Üye

Kayıt: 19 Şub 2006 Mesajlar: 2466 Şehir: MUSTAFAKEMALPAŞA
|
Tarih: Cum Tem 09, 2010 1:00 am Mesaj konusu: |
|
|
Gidiyorum bu şehirden yavaşça,
Adımlarım o kadar sessiz ve hüzünlü ki,
Bakamıyorum ardıma,
Seyredemiyorum veda dolu gözlerini,
Ayak seslerimi kazırken aklına,
Düşünüyorum sadece
Bu kez, ilk defa, giden ben'im işte... _________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
melodi Üye
Kayıt: 13 Tem 2010 Mesajlar: 3
|
Tarih: Sal Tem 13, 2010 4:26 pm Mesaj konusu: |
|
|
Gittiğine inanmak istemezki gözlerim. Mademki gitmedin ne bu gözyaşları derse biri ne cevap veriririm. Dudaklarımı ıslatan yağmur bir daha yağsa nasıl yalnız ıslanırım. Giderken hiç düşünmedin mi? Sabah odama gelse güneş sensiz nasıl uyanırım. Hep korktuğumuz ölüm hani ikimizi birden götürecekti. Şimdi gelse tutsa kolumdan ben nasıl giderim...!
|
|
| Başa dön |
|
 |
TANJUACI Üye

Kayıt: 19 Şub 2006 Mesajlar: 2466 Şehir: MUSTAFAKEMALPAŞA
|
Tarih: Çrş Tem 14, 2010 2:46 am Mesaj konusu: |
|
|
Senin yüzünden herşey uğursuz şehir diye haykırıyorum hergece.Sonra kapatıyorum kulaklarımı duvarlardan yansımasını duymamak için sesimin.Göz yaşlarım avuçlarımda birikti, taştı gülüm hani nerdesin? O kadar yanlızım ki sen varken yanımda. O kadar çaresizimki sen yokken yanımda. Ne seninle ne sensiz, Gitmeliyim gülüm vakit veda vakti... _________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
melodi Üye
Kayıt: 13 Tem 2010 Mesajlar: 3
|
Tarih: Çrş Tem 14, 2010 6:02 pm Mesaj konusu: |
|
|
| gitmek kolaydır..kendine iyi bak beni unutma derler çeker giderler.kalmaksa en zor olandır..onlar gidenlerin de yükünü omuzlarında taşırlar.2 kat acı 2 kat hüzün taşırlar..bilirler gidenlerin aslında dönmeyeceklerini ya da dönseler bile hiçbişeyin eskisi gibi olmayacağını çok bilirler ama yine de beklerler.güçlü olmaya çalışırlar gidenlerin geri döndüklerinde onları güçlü görmesi için bütün acılara rağmen ayaktadırlar..birgün vuslat gelicek herşeye rağmen gelicek işte ozaman bütün bunlara değicek... |
|
| Başa dön |
|
 |
atom Üye

Kayıt: 07 Ağu 2007 Mesajlar: 900 Şehir: istanbul
|
Tarih: Sal Tem 27, 2010 10:20 pm Mesaj konusu: |
|
|
iyi ya tanjuu öldür bizi dah iyi... ooffff ooffffffffff _________________
 |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|